Nedensiz kaşıntı

En tehlikeli ve sinsi kanser türlerinden olan pankreas kanserinde, belirtilerin geç çıkması kadar şikayetlerin önemsenmeyip tanıda geç kalınması da tedavi şansını azaltıyor.
Pankreas kanserinde, hastayı hastaneye yönlendirecek belirtilerin olmaması veya tanımlanmaması, tanının geç konulması, organın yerleşim yerinin özelliği; tedavilerin yapılamaz hale gelmesine ve yaşam şansının azalmasına neden oluyor. Bayındır Söğütözü Hastanesi Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Zafer Ferahköşe; bazı basit gibi görünen şikayetlerin dikkate alınmasının hayat kurtarıcı olacağını vurgulayarak, pankreasın anatomik özelliği ve damar yapısını hızla sardığına dikkat çekti.

Gençlerde de görülmeye başladı

Prof. Dr. Zafer Ferahköşe konuya ilişkin şu bilgileri verdi: “Pankreas kanseri görülme oranı hızla artıyor. 2012 yayınlarına göre, tüm dünyada, yılda 26 bin 500 yeni hastaya pankreas kanseri tanısı konuluyor. Pankreatik kanser, tüm kanserler içerisinde en kötü yaşama şansına sahip kanser olarak kabul ediliyor ve 5 yıllık yaşam şansı ortalama yüzde 5. Pankreas kanserlerinde en önemli neden ve risk faktörleri; obezite, diyabet ve sigara olarak sıralanıyor. Çevresel etkenlerin yanı sıra genetik faktörler de büyük rol oynuyor. Ailede pankreas kanseri varsa kardeşlerde olma olasılığı 2-3 misli artıyor. 60 yaş üzerinde ve erkeklerde daha fazla rastlanıyor; ancak günümüzde genetik eğilimden dolayı gençlerde ve kadınlarda da sık görülmeye başladığı belirtiliyor.”

Sarılık yokken kaşıntıya, rejimsiz kilo kaybına dikkat!

“Pankreas kanserlerinde müdahale açısından tümörün boyutu çok önemli olduğu için erken tanı hayati önem taşır. Bu nedenle bazı günlük hayattaki rutin sağlık şikayetleri gibi görülen belirtiler önemsenmeli ve bir hekime danışılmalı” şeklinde konuşan Prof. Dr. Ferahköşe sözlerine şöyle devam etti: “Pankreas kanseri çok sinsi bir hastalık. Belirtileri kimi zaman belirsiz bir ağrı kimi zaman ise hazımsızlık şeklinde olabiliyor. Klinik olarak sarılık çıkmadan kaşıntı, rejim yapmadan kilo kaybı en önemli erken belirtidir. Bu nedenle, ani diyabet Tip II çıkışı, kaşıntı, iştahsızlık, kilo kaybı ve karın ağrısı önemsenmeli.”
Ani diyabet araştırılmalı!

Bir hastada ani gelişen Tip II diyabetin görülmesi durumunda mutlak surette pankreas kanseri yönünden araştırmaların yapılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Ferahköşe “Pankreas kanserli hastalar, diyabet yönünden incelendiğinde, hemen hemen hepsinde (yüzde 80) insülin direncinin olduğu tespit edilmiştir. Bu belirtilerin atlanması veya önemsenmemesi kısa sürede tümörün ani büyümesine ve cerrahi olarak tedavi edilemez hale gelmesine, tümörün büyüyüp metastazına yol açar” dedi.

Tümör büyümeden tanı konulmalı

Prof. Dr. Zafer Ferahköşe sözlerine son olarak şunları ekledi: “Pankreas kanserlerinin tedavisinde tümör boyutu belirleyici olduğundan erken tanı son derece önemli. Pankreas, karın zarının arkasında bir organ olduğu için rutin kontrollerdeki tanısal girişimlerde tanımlanmaması ve atlanması söz konusu olabiliyor. Bu nedenle şikayetler söz konusu ise geç kalmamak çok önemli. Kaşıntı var ise karın bölgesi ultrasonu ve tomografi çekilmesi ön tanıyı sağlar.”

yaz kaşıntısı

Bir kol veya bacak gibi belirli küçük alanlarda veya vücudunuzun üzerinde kaşıntılı cildiniz olabilir. Kaşıntılı cilt, deride gözle görülür herhangi bir değişiklik yapmadan ortaya çıkabilir. Veya aşağıdakilerle ilişkili olabilir:

Kızarıklık
Darbeler, lekeler veya kabarcıklar
Kuru, kırık cilt
Ciltteki lezyon veya pullu doku
Bazen kaşıntı uzun sürer ve yoğun olabilir. Alanı ovarsanız veya çizerseniz, daha da kıvrılır. Ve ne kadar çok kaşınırsa o kadar çizersin. Bu kaşıntı çizilme döngüsünü kırmak zor olabilir, ancak çizilmeye devam edilmesi derinize zarar verebilir veya enfeksiyona neden olabilir.

Ne zaman bir doktor görmelisin

Kaşıntı varsa, doktorunuza veya bir deri hastalığı uzmanına (dermatolog) bakın:

İki haftadan fazla süren ve kendi kendine bakım önlemleri ile iyileşme göstermeyen
Şiddetlidir ve sizi günlük randevularınızdan rahatsız eder veya sizi uyarmayı engeller
Aniden ortaya çıkar ve kolayca açıklanamaz
Tüm vücudunuzu etkiliyor
Aşırı yorgunluk, kilo kaybı, bağırsak alışkanlıklarındaki değişiklikler veya üriner frekans, ateş veya deride kızarıklık gibi diğer bulgular ve belirtiler eşlik eder
Sebepler

Kaşıntılı cildin olası nedenleri şunlardır:

Kuru cilt. Kaşıntı bölgesinde parlak kırmızı çarpmalar veya bir miktar dramatik değişiklik görmüyorsanız, kuru cilt (kseroz) muhtemel bir nedendir. Kuru cilt genellikle yaşlılık ya da uzun süre klima ya da merkezi ısıtma kullanımı, yıkama ya da banyo yapma gibi çevresel faktörlerden kaynaklanmaktadır.
Cilt koşulları ve kızarıklıklar. Birçok cilt rahatsızlığı, egzama (dermatit), sedef hastalığı, uyuz, bit, su çiçeği ve kovanları da içerir. Kaşıntı genellikle belirli alanları etkiler ve kırmızı, tahriş olmuş cilt veya darbe ve kabarcıklar gibi diğer belirtiler eşlik eder.
İç hastalıkları. Kaşıntılı cilt altta yatan bir hastalığın semptomu olabilir. Bunlara karaciğer hastalığı, böbrek yetmezliği, demir eksikliği anemisi, tiroid sorunları ve lösemi ve lenfoma da dahil olmak üzere kanserler dahildir. Kaşıntı genelde tüm vücudu etkiler. Sürekli çizilmiş bölgeler hariç cilt normal görünmeyebilir.
Sinir bozuklukları. Sinir sistemini etkileyen koşullar – multipl skleroz, diabetes mellitus, sıkışmış sinirler ve zona (herpes zoster) – kaşıntıya neden olabilir.
Tahriş ve alerjik reaksiyonlar. Yün, kimyasallar, sabunlar ve diğer maddeler cildi tahriş edebilir ve kaşıntıya neden olabilir. Bazen zehirli sarmaşık veya kozmetik gibi madde alerjik reaksiyona neden olur. Gıda alerjileri de cildin kaşınmasına neden olabilir.
İlaçlar. Antibiyotikler, antifungal ilaçlar veya narkotik ağrı kesiciler gibi ilaçlara karşı reaksiyonlar, yaygın döküntülere ve kaşıntıya neden olabilir.
Gebelik. Hamilelik sırasında, bazı kadınlar özellikle karında ve bacaklarda kaşıntılı cildi hissederler. Ayrıca, dermatit gibi kaşıntılı cilt koşulları gebelik süresince kötüleşebilir.
Komplikasyonlar

Kaşıntı cildi hayatınızın kalitesini etkileyebilir. Uzun süren kaşıntı ve çizilmeler, kaşıntının yoğunluğunu artırabilir ve muhtemelen aşağıdakilere yol açabilir:

Cilt yaralanması
Enfeksiyon
Yara izi

Kaşıntı deyip geçmemekte fayda var

Dermatoloji Uzmanı Dr. Reyhan Uzdil konu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Sık rastlanan kaşıntı, birçok hastalığın belirtisi olabilir. Basit bir deri kuruluğu ya da egzamadan uyuza, böcek ısırmasından ciddi alerjik reaksiyonlara kadar, hastaların doktora başvurmasının en sık nedenlerinden biridir.”dedi.

Dr.Reyhan Uzdil, kaşıntının derinin gösterdiği bir tepki olduğunu ifade ederek, kaşıntının basit bir böcek ısırığından olabileceği gibi, çok daha karmaşık bir hastalığında belirtisi de olabileceğini, uzun süren kaşıntıların ciddiye alınması gerektiğini belirtti.

Avusturya Sen Jorj Hastanesi Dr.Reyhan Uzdil, açıklamasını şöyle sürdürdü; “Kaşıntı şikayeti ile gelen hastanın yaşı, psikolojik durumu, kullandığı ilaçlar sorgulanmalıdır. Yaşlı hastada görülen deri kuruluğu kaşıntı nedeni olabileceği gibi sık keseleme, çok sıcak su ile alkali sabunlarla yıkanma gibi alışkanlıklar da, derinin koruyucu tabakasının zedelenmesine neden olabilir.Hastanın tüm vücut derisi muayene edilmeli, deri döküntüleri, mantar hastalıkları, uyuz, bitlenme, egzama, sedef ve diğer dermatolojik hastalıkların olup olmadığı saptanmalıdır. Hasta öyküsü dikkatle alındıktan sonra fizik muayene ile kaşıntının nedeni belirlenmeye çalışılır, derideki görünür bulgular değerlendirilir ve buna yönelik tedavi düzenlenir. Bu bulgularla bir sonuca varamadığımız durumlarda, laboratuvar testleriyle olabilecek metabolik, sistemik nedenler araştırılmalıdır.

Tiroit hastalıkları, gebelik, diyabet gibi hormonal durumlar, üre, böbrek yetmezliği, metabolik durumlar, safra kesesi hastalıkları, barsak parazitleri depo hastalıkları, stres ve psikolojik nedenler, kan hastalıkları, lenfoma, kanserler açısından hasta değerlendirilmelidir. Altta yatan hastalıklar araştırılarak, patolojik değerlendirmelerle, diğer uzmanlardan da yardım alınarak, kaşıntı nedeni bulunmaya çalışılır. Tedavi nedene yönelik yapılmalıdır.

Kaşıntı nelerin habercisi

DERMOSKOPİNİN AVANTAJLARI

Dermoskopinin şüpheli lezyonlarda hekimin karar vermesine yardımcı olduğunu vurgulayan Türk Dermatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ertan Yılmaz, “Örneğin büyümekte olan bir benin alınmasının gerekli olup olmadığını dermoskopi söyleyebilir. Böylece hastayı bu tip cerrahi girişimlerden koruyabilir. Çıplak gözle çok rahatsız edici görünen bir benin, dermoskopla bakıldığında çok masum olduğu anlaşılabilir. Tam tersine sorunsuz bir ben de dermoskopla bakıldığında çok farklı görülebilir ve biyopsi alınması gerekebilir. Bu cihazlarla kombine edilen bilgisayar yazılımları muayene görüntülerini arşivlemeyi, uzmanın tanısını ve rapor çıkarabilmesini sağlar. Hastaların eski benlerinin fotoğrafları arşivlenebildiğinden, ta kip döneminde benlerde değişiklik olup olmadığı kontrol edilebilmekte, eğer riskli bir değişiklik varsa bunu erkenden tedavi edebilme şansı doğmaktadır” şeklinde konuştu.

KAŞINTI ÖNEMLİ HASTALIKLARIN HABERCİSİ OLABİLİR

Kaşıntının, deri hastalıkları dışında, kansızlıktan parazite kadar pek çok hastalığın belirtisi olabildiğine dikkat çeken Türk Dermatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ertan Yılmaz, şunları söyledi:

“Bu nedenle uzun süren kaşıntıları ciddiye almak gerekir. Egzemadan bitlenmeye, ilaç döküntülerinden uyuza ve mantar hastalıklarına kadar pek çok hastalıkta, bireyi hekime yönelten en önemli yakınma kaşıntıdır. Kimi zaman en az Ağrı kadar hastayı rahatsız eden; uykusuzluğa ve depresyona yol açan, hatta intiharın eşiğine getiren bu bulguya, pek çok iç hastalığı da eşlik edebilmektedir. Kaşıntı için vücudun bir çeşit uyarısı ya da derinin bir tepkisi demek mümkün. Basit gibi görünse de, kaşıntı bazen oldukça karmaşık sorunlarla birliktelik gösterebilir.Barsak parazitlerinden kansere kadar pek çok hastalık kaşıntıya neden olabilir. Kaşıntının nedenleri araştırılırken hastanın yaşı, var olan hastalıkları, kullandığı ilaçlar, banyo alışkanlıkları ve hastanın psikolojik durumu gibi faktörler dikkate alınmalıdır. Bazı ilaç alerjilerinde, deride görünen herhangi bir şey olmaksızın kaşıntı gelişebileceği unutulmamalıdır. Barsak parazitleri, diyabet, iç organ kanserleri (safra kesesi, karaciğer, barsak kanseri); safra kesesi taşları ya da viral hepatit (sarılık) gibi nedenlerle ortaya çıkan safra yolu tıkanıklıkları, lösemi ve lenfoma gibi malign (kötü huylu) kan hastalıkları, böbrek yetmezliği, AIDS gibi sistemik (birçok organı tutan) hastalıkların gidişi sırasında ya da bazen bu hastalıkların ilk belirtisi olarak yaygın ve nedensiz kaşıntılar ortaya çıkabilir.”

EN SIK RASTLANAN KAŞINTI NEDENİ CİLT KURULUĞU

Kaşıntının en sık rastlanan nedenlerinden birisinin deri kuruluğu olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ertan Yılmaz, “Yaşlı hastalarda çok sık rastlanan bir türdür. Çünkü insan yaşlandıkça deri fonksiyonları, derinin esnekliği ve su tutabilme özelliği azalır. Sert alkali sabunlarla ve çok sıcak su ile sık banyo yapılması, derideki bu bozulmayı daha da arttırıp, koruyucu lipid tabakasını zayıflatarak, deri kuruluğuna ve kaşıntıya yol açar. Ülkemizde yaygın olan liflenme ve keselenme alışkanlığının da derinin kuruyup kaşınmasında önemli rolü vardır. Deride görünür herhangi bir şey yokken, hasta kaşıntıdan yakınıyorsa, bu durum aksi kanıtlanana dek, altta yatan bir hastalığın belirtisi olarak kabul edilmelidir” şeklinde konuştu.

İLK BAŞVURULAN HEKİM DERMATOLOG

Genellikle kaşıntısı olan kişilerin ilk başvurdukları hekimin dermatolog olduğunu belirten Türk Dermatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ertan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dermatologlar, deri muayenesi ve genel muayene ile kaşıntının nedenini belirlemeye çalışırlar. Deride herhangi görünür bir bulgu yoksa muayene bulgularına göre kansızlık (demir eksikliği), karaciğer ya da böbrek hastalıkları, tiroid hastalıkları, barsak parazitleri ya da yukarıda belirtilen diğer klinik tablolar yönünden incelemeler yapılır. Tüm bu araştırmaların sonuçlarına göre, gerekirse ilgili diğer dallardan uzman hekimlerin de yardımına başvurulur.”

KAŞINTI TEDAVİSİ

Kaşıntıda öncelikle nedene yönelik tedavi yapılması gerektiğini bildiren Türk Dermatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ertan Yılmaz, var olan deri hastalıklarının uygun ilaçlarla tedavi edildiğini, kaşıntı tedavisinde çok sık olarak kullanılan antihistaminlerin, ürtiker (kurdeşen) dışındaki kaşıntılarda etkisinin olmadığını kaydetti. Prof. Dr. Yılmaz, “Birinci kuşak diye tanımlanan ve sedatif (uyku verici) özellikleri olan antihistaminler, bu özellikleri nedeniyle kullanılabilir. Mentollü krem ya da pudraların, uzun süreli kullanımda, tahrişe neden olabileceği unutulmamalıdır. Yine de, kısa süreli olarak vazelinli, kortikosteroidli pomatlarla birlikte kullanılabilir” dedi.

DERİ KURULUĞUNU ÖNLEMEK İÇİN

Prof. Dr. Yılmaz, deri kuruluğu nedeniyle oluşan kaşıntıdan kaçınmak için yapılması gerekenleri ise şöyle sıraladı:

“Banyo ılık suyla yapılmalı, kısa sürmeli ve gerekmedikçe haftada ikiyi geçmemelidir. Banyolarda sabun yerine syndet diye tanımlanan, sert (alkali yapılı) olmayan ve derinin asit ve lipid örtüsünü bozmayan ürünler kullanılmalıdır. Kese ve lif kullanılmamalı, temizleyici ürün vücuda elle sürülmelidir. Banyo sonrasında, yumuşak bir havluyla deriyi fazla tahriş etmeden kurulanmalı ve ilk 3 dakika içinde, henüz daha deri kuruyup gerilmeden, derideki nemliliğin sürmesini sağlayacak nemlendirici, yağlayıcı pomat ya da emülsiyonlar yaygın olarak sürülmelidir.Kolonya, Alkol gibi maddelerin, kaşıntı giderici jel ve sulu pudraların deriyi kurutarak kaşıntının daha da artışına neden olacağı unutulmamalıdır. Derisi kuru ve kaşıntıya eğilimli bireylerde, vücuda ilk temas eden giysilerin pamuklu olması gerekir. Sentetik ürünlerin ya da yünlü giysilerin deriye doğrudan teması kaşıntıyı arttırır. Yüksek ısılı ve düşük nemli ortamların da, deri kuruluğu ve kaşıntıya yol açabileceği akılda tutulmalıdır.”

PSİKİYATRİK SORUNLAR DA KAŞINTIYA NEDEN OLUYOR

Türk Dermatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ertan Yılmaz,

uzun süren ve bir nedene bağlanamayan kaşıntılarda, hastanın bir psikiyatrist ile konsülte edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Prof.Dr. Yılmaz, “Neden ne olursa olsun, serin ve klimalı bir ortam, pamuklu, hafif giysi ve yatak takımlarının kullanılması, aşırı terlemeden kaçınılması kaşıntıyı azaltır. Kalın, yünlü ya da sentetik giysilerin giyilmesi, çok sıkı giyinilmesi; hem deriyi tahriş etmekte, hem de vücut ısısını arttırarak kaşıntıyı tetikleyebilmektedir. Alkol alımından, sıcak ve baharatlı yiyeceklerle, sıcak içeceklerden kaçınılması uygun olacaktır. Bu maddeler deride vazodilatasyona (damarların genişlemesine) neden olarak kaşıntıyı arttırabilirler” diye konuştu.

FAST-FOOD TÜKETENLERDE DERİ SORUNLAR DAHA SIK GÖRÜLÜYOR

Yoğun biçimde fast-food tüketenlerin daha az meyve, sebze tükettiklerini ve daha az su içtiklerinin gözlemlendiğini vurgulayan Türk Dermatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ertan Yılmaz, “Bu sağlıksız beslenme şekli, kişinin genel görüntüsünü ve güzelliğini olumsuz etkiliyor. Az vitaminli yiyeceklerle beslenmek, yağda eriyen vitaminler dediğimiz A, D, E, K vitaminlerini eksik almak cilt güzelliğini bozuyor. E ve A vitamini; güzel, sağlıklı ve kırışıksız bir cilt için olmazsa olmaz. Beslenmenin cilt sağlığındaki önemi tartışılmaz. Günlük diyette yeşil yapraklı çiğ sebzeler ile meyve tüketimine dikkat edilmesi gerekir. Öte yandan su tüketimi de cilt sağlığı için çok önemli. Su, cildimizin nem oranını etkiler, susuz kaldığımızda cildimiz de susuz kalıp nem kaybına uğrayacağı için yeterli miktarda su içmeliyiz, bu da günde en az 1,5 litre yani 5-6 bardak su içilmesi gerekliliğine işaret eder. Güzelliğin en önemli unsurları arasında yer alan bitkisel proteinler, özellikle tahıllarda bulunan B vitamini saç ve tırnak güzelliği için çok önemlidir” ifadelerini kullandı.